Hayal Kurmanın Dayanılmaz Sancısı

0
109

Görsel benim masaüstü arkaplanım, baktıkça rahatlıyorum. Dertleri unutturan bir iç rahatlaması gibi değil, gördüğünde amaaan siktiret diyebileceğin bir şey de değil. Garip bir görüntü işte. Sanırım olay sade olmasından kaynaklanıyor; kartalı, dağları, ormanları, karanlığı da severim. Göğü de severim ama mavisini değil, grisini lacivertini falan severim ben. Bunun özelliği ne biliyor musunuz, bakıp içine dalabiliyorum ben bu karenin düşünebiliyorum yani.

Defalarca bahsetmişimdir, hatta adam olan yazılarımdan bile anlar; materyalist ve duygusuz bir insanım. Önceden sadece kendim derdim “ben duygusuzum la” diye, şimdi başkaları da dediği için tescillenmiş oldu sanırım. Hayal de kurmaz, kuramaz oldun. Gerçekleşmeyeceğini bildiğin şey hayal mi olur lan, böyle hayal mi kurulur? Hayır. Hayır fantastik, bilim-kurgu hayalleri kurmuyorum. Basit şeyler, ne bileyim işi site ile ilgili, mesleki hayaller falan yani. Aklımın bir tarafı bu hayalleri kurarken, diğer tarafı da bu hayalleri çürütüyor. Ben bile bana karşıyım anlayacağınız.

Şu kategorideki bütün yazıları, birisine mektup olarak göndermeyi yeğlerdim. Hatta şu an yazacaklarımı defter-kalem kullanıp, gerçek Dünya’da kayıt altına almak isterdim. Ama bunları yazıp gönderebileceğim kimse yok, hoş üşenirim ya neyse. Bir de insan eline kalem alınca ilginç şeyler yazmak istiyor, öyle olunca da saçmalıyor haliyle. “Olsun demekte zor artık. Çocuk düşlerimiz yok artık.”. Ben sağlam hayal kurardım, başka başka diyarlar, alemler. Kalmadı tabii, büyüyor insan. Eh hayal yok, hissizim diyorum… Eee, ben nasıl yaşadığımı biliyorum ki?

İnsana yaşadığını hissettiren yegane duygu üzüntüdür bence. Mutluluk dediğin aptallığın yan etkisidir, ya da ben mutluluktan ötesini planlayıp muhtemel olumsuzlukları görmekte ustalaştım. Bir şeyin beni üzebilmesi demek, yaşadığımın bir kanıtı. Hâlâ bir şeyler hissedebilmemin bir kanıtı. Demek ki içimde hâlâ bir umut var, demek ki hâlâ burdayım, beklentilerim var. Üzgün hissediyorum demek ki öncesinde mutluydum.

Gel gelelim ki kendimle ilgili şeylere, benim başıma gelenlere üzülemiyorum. Hazırlıklı oluyorum çünkü, sürekli gardımı yüksek tutuyorum ve kaçınılmaz üzüntü geldiğinde “eh zaten bunun olacağını biliyordum” demekten öteye gitmiyor. Gene kendimi övmüş gibi oldu, yok ama sevmiyorum bu durumu. Neyse, kendime üzülemediğim için başkalarına üzülüyorum ben de. Hatta bazen gerçek olmayan kişilere bile üzüldüğüm oluyor, kurgulara üzülüyorum.

Akbaba’ya üzülüyorum ben, Hayalet’e üzülüyorum, Amir’e üzülüyorum, Esra’ya üzülüyorum ama Harun’a üzülmüyorum çünkü o salak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here