Patinaj

0
39

Gene yazmayalı epey olmuş… İnsan ihtiyaçları çok dallı budaklı olabiliyor, karmaşık yani. Çalı gibi. Aynı insan, tam olarak aynı anda, istediği şeyin tam zıttını isteyebiliyor. Tam ibnelik yani. Yazacak çok şeyim olduğunu hissediyorum ama nasıl yazacağımı bir türlü tasarlayamıyorum. Hatta baya üşeniyorum daha düşünme aşamasında bile. “Siktir et” diyorum, kim okuyacak diyorum. Sonra bu işi kendim için yaptığımı hatırlıyorum ve yazayım diyorum, son aşamada da “sürekli tekrara düşüyorsun amk” diyorum kendime. Bu satırları yazarken de “kim siker Antalya pisidyasını ” diyerek yola çıktım.

ben de hata yapmaya, yanlış olmaya devam ediyorum. neyse. Bende hayat devam etmiyor sanki, artık rutine bile sarmıyor yahu. Etrafımdaki her şey / herkes değişiyor – gelişiyor ama ben aha şu aşağıdaki kaya gibiyim.

Kaymış, yuvarlanmış, parçalarını kaybetmiş,kel alaka bir tere oturmuş kalmış haldeyim. Böyle bir kaya hatırlıyorum, çok daha alakasız bir yerdeydi. Yolun tam ortasında vardı, sanki orda olması normalmiş gibi sağından solundan araçlar geçiyordu. Kayanın yolun ya da derenin ortasında olması metafor anlamında bir şey değiştirmez benim için. Nerde olursa olsun yabancı bir yerde, etrafında binlerce şey oluyor, arada bir ona çarpan bir araba ya da rafting boyu oluyor. O kadar saplı kaldım, o kadar hareketsizim, o kadar ilgisiz – alakasızım işte.

Kaya kadar sağlam mıyım bilmiyorum, hâlâ yaşıyorum ama. Değil mi? Bu bir şeyi işaret ediyordur. Benzerliklerimizi bilmem ama bir farkımız var, onu idrak ettim. Ben o kaya kadar kararlı ve istikrarlı değilim. Bir sağa meylediyorum, bir sola. Hayat seçimlerden ibarettir, bunda hemfikir olmalıyız ancak seçimi sen yaparsan bu senin hayatın olur. Karıştırılmasın ya da yanlış anlaşılmasın; ben hayatımdaki seçimleri başkaları yapıyor ve benim hayatımı yönlendiriyor demiyorum. Benim demek istediğim şey şu; bana sunulan seçenekler arasında benim istediğim bir şık yok. Sürekli bir seçimin içine çekiliyorum, önüme alakasız önermelerin gelmesi de cabası.

Kaypaklığımdan bahsetmiştim, genelde bu özelliğimden dolayı yanlış seçimlerde bulunurum. Bu yanlışın iki sebebi olur %99.99, onlar da; kendimi mutlu etmem, karşıdakini üzmekten kaçınmam. Doğruyu yaptığında değişen ne peki? Yukarıdaki durumun tam zıttı; kendin üzülmen, karşıdakini üzmen. Ama doğruyu yaptığın taktirde bir şık daha var, iki tarafın da üzülmesi.

Doğruyu yaptığın halde bundan kimsenin karda çıkmaması… Çok saçma lan hayat… Bu arada son bir şey ekliyorum, uyarınıza gelsin ve “Kişisel Gelişim Uzmanı Polyanna” gibi davranmaktan uzaklaşın. Hadi eyvolle pisicikler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here